Hızlı bir tamamlayıcı çalışma

COVID’in neden mevcut tanımlar altında asla bitmeyeceğine dair son gönderimiz biraz ilgi gördü. Son günlerde başkaları da bununla ilgili makaleler yazmaya başladı.

Dürüst olmak gerekirse, şimdiye kadar yaptığım en konsantre yazı değildi. Burada anlatıcı bir uslüp kullanmak yerine sadece COVID PCR testlerinde elde edilen yanlış pozitif sonuçlar ile ilgili temel noktaları özetlemeye çalışacağım. Burada yeni bilgiler vardır ve tüm iddiaların kaynağı mevcuttur.

.   .   .

  1. Birçok bilim insanı ve hükümet COVID testinin, kayda değer sayıda yanlış pozitif sonuçları olmaksızın, son derece doğru olduğunu düşünüyor. Örneğin ​İsviçre’nin COVID görev gücü sayfası​​ “PCR testlerinin belirliliği çok yüksektir, buradan esasen tahminlerimizi yanıltabilecek ​yanlış pozitif sonuç yoktur sonucuna varılır” diyor. DSÖ, testlerin acil durum onayını açıklarken, “Bu adım, hastalık için kalite garantili, doğru testlere erişimi artırmaya yardımcı olmalıdır” dedi. Bir moleküler biyolog tarafından yazılan bu makale diyor ki, “RT-PCR, doğruluğu nedeniyle altın standarttır”. Bu durum, halk sağlığı sistemlerinde tamamıyla standart bir tutuculuğa dönüşmüştür. Bu nedenle tek bir pozitif test, haftalarca karantinayı tetiklemek için yeterlidir.
  2. Ancak 2006’da boğmaca için kullanılan bir PCR testi %14 yanlış pozitif oranına sahipti. Aslında her bir pozitif test sonucu yanlıştı (hata oranı = %100). Test çalışmalarına katılan doktorlar daha sonra kitlesel testlerin “sahte salgınlar” yaratabileceği konusunda uyarılarda bulundular: Gerçek gibi görünen, ama aslında sadece yanlış teşhis edilmiş semptomlarla birleşen kötü testlerden kaynaklı salgınlar.
  3. 2015 yılında PCR test laboratuvarları, MERS koronavirüsü olduğu söylenen, ama gerçekte nezle virüsü olan numunelerle test edildiler. Laboratuvarların %8,1’i yanlış pozitif sonuçlar verdi.
  4. 2003’te Britanya Kolombiyası’nda sahte bir SARS-CoV-1 salgını meydana geldi. Hem PCR testi hem de antikor testi, gerçekte sadece bir soğuk algınlığı virüsü olmasına rağmen, SARS koronavirüsünün mevcut olduğunu gösterdi.
  5. Yeni bir çalışma COVID pozitif numunelerini daha gelişmiş bir testle yeniden test etti ve %30’luk bir yanlış pozitif oranı olabileceği sonucuna vardı. Yazarın vardığı sonuç şu oldu: “Yanlış pozitif laboratuvar test raporları, yerel ekonomiler üzerinde olumsuz etkilere neden olan gereksiz panikler meydana getirebilir”.
  6. BMJ’ye (British Medical Journal) sunulan yakın tarihli bir belge26 tek gen düşük seviyeli pozitif sonuçtan 19’u tekrarlandı ve 19’un tamamı tekrar edilen testte negatif çıktı… Yanlış pozitif sonuçların verdiği zarar göz ardı edilmemelidir… Hastalığın az yaygın olduğu zamanlarda yapılan geniş çaplı taramalar, yarardan çok zarar verme potansiyeline sahiptir ve bu stratejilerden bazıları geçici olarak askıya alınmalıdır”.
  7. Aynı hasta hemen yeniden test edildiğinde PCR testleri rutin olarak tersine dönüyor. Örnekler için bkz. bu makaledeki Diyagram 1D veya Ohio valisi Mike DeWine ya da bu ABD’li sporcu.
  8. 7 Temmuz’da yayınlanan rastgele bir test anketinde, Birleşik Krallık istatistik kurumu şunları belirtti: “Virüsün hiç dolaşımda olmadığı varsayımına dayalı bir durumda bile, %99,9’luk bir test belirliliği, tüm çalışma süresi boyunca yaklaşık olarak gözlemlediklerimize eşit olan beklenen pozitif test sayısı ile ilişkilendirilecektir”. Başka bir deyişle, Haziran ayı için bildirilen Birleşik Krallık COVID vaka sayılarının anlamsız olmasını önlemek için PCR testinin önemli ölçüde %99,9’dan  daha yüksek belirliliğe sahip olması gerekir. Eğer yalnızca %99,9 doğru olsaydı; Nisan sonundan bu yana Birleşik Krallık’taki COVID, tamamen yanlış pozitiflerden oluşurdu.
  9. İngiliz hükümeti yönetmeliği, PCR testleri için %95 belirliliği “kabul edilebilir” ve %99 + ‘nın “arzu edilir” olduğunu belirtir. Bu nedenle, yine de “arzu edilir” bir test  o kadar hatalı olacaktır ki, İngiltere’de bildirilen her COVID vakası yanlış olacaktır. Anket raporu, virüsün dolaşmadığı bir senaryonun “tamamen varsayıma dayalı” olduğunu iddia etti, ancak şu anda kendi sayılarına göre bu durum aslında çok muhtemel.
  10. COVID-19 PCR laboratuvarları için mevcut tek sistematik test programı, birçok testin herhangi bir yanlış pozitif rapor etmemesine rağmen, bazılarının %98’den daha düşük belirliliği olduğunu ve hatta bir kaçının %90 veya daha düşük olduğunu göstermektedir. Bu çok düşüktür (yani en kötü durumda %10’luk YP oranı). Ayrıca, yetersiz numune büyüklüğü nedeniyle birçok test için belirsizlik aralıkları çok yüksektir. Numuneler tek bir yerde toplanıp test edilmek üzere civardaki laboratuvarlara gönderildiğinden ve yanlış pozitifler, sadece bazı test merkezleri/laboratuvarlar tarafından tespit edilip diğerleri tarafından tespit edilmediği için; bu rastgele testler bile kendiliğinden yerel “salgınlar” ortaya çıkarabilirler.
  11. Oxford Üniversitesi’nden Profesör Carl Henegehan’a göre, “Birleşik Krallık Ulusal İstatistik Ofisi (Office of National Statistics-ONS) şu anda yaygınlığı tahmin edemiyor çünkü PCR testinin yanlış pozitif oranının ne olduğunu bilmiyor …. Şu anda kötü bilgiler sarmalının içindeyiz”.
  12. Birleşik Krallık’ta, sağlık ajansının, COVID’i tedavisi olmayan %100 ölümcül bir hastalık olarak gördüğü ve COVID ölümü tanımlamasına, PCR testi pozitif çıkmış ve daha sonra herhangi bir zamanda ve herhangi bir sebeple hayatını kaybetmiş tüm insanları dahil ettiği öğrenildikten sonra 5000 kişi COVID-19’dan dolayı “hayatını kaybet(me)miş” ilan edildi. Tanımın değiştirilmesinin ardından İngiltere’nin Ağustos ayının ilk günlerine ait ölüm rakamları %90 azaldı. Bununla birlikte, yeni tanım bile gerçekten COVID’den ölen kişileri hala belirleyemiyor. Artık test sonucu pozitif çıktıktan sonra bir ay içinde ölen herkesin COVID’den öldüğü varsayılıyor. Bu Birleşik Krallık’a özgü bir sorun değildir: ortak bir uluslararası tanımdır.
  13. New York Times, bir sayısının ön sayfa kapağını, ölüm ilanları veya ölüm bildirimlerinde COVID’den öldüğü söylenen 1000 kişinin ismi için ayırdı. Aslında listedeki 6. kişi cinayete kurban gitmişti.
  14. Norveç hükümeti raporunda, “Günümüz koşullarında Norveç’teki bulaş durumu göz önüne alındığında, sağlık uzmanlarının bir pozitif COVID-19 vakası bulmak için rastgele 12.000 kişiyi test etmesi gerekmektedir. Yaklaşık 15 pozitif test olacak, ancak bunlardan 14’ü yanlış pozitif olacak” ifadelerini kullandı. Ancak bu, testi kendisine göre kalibre ettikleri için, YP oranlarını gösteren doğru bir ölçüm değildir. Daha önce de ifade ettiğim gibi, bu mantıken veya bilimsel olarak geçerli değildir.
  15. ABD’de,  geniş çapta rapor edilen “günlük önerilen minimum test sayısı” Harvard Global Sağlık Enstitüsü’nden gelmektedir. Daniel Horowitz tarafından belgelendiği gibi, ilk hedeflerine ulaşıldığı anda bu oran %700 arttı, günde 500.000’den 3.5 milyona. Gerekçesi daha fazla COVID vakası olmasıydı, bu yüzden daha fazla test yapılması gerekiyordu. Ancak %0’ın üzerinde yanlış pozitif oranına sahip herhangi bir testte, daha fazla test otomatik olarak daha fazla COVID vakası oluşturacaktır, çünkü vaka olarak, testi pozitif çıkanlar sayılıyor, semptom gösterenler değil. Yani, Horowitz’in gözlemlediği gibi, Harvard Üniversitesi belki de farkında olmadan bir geri besleme döngüsü meydana getirdi.
  16. Bu gerçekleştikten sonra CNN, bir ABD hükümet yetkilisiyle röportaj yaptı. Test sayılarına ilişkin sıkıştırılan yetkili, “Her yerde modelleyicilerle konuştum ve çok az veri desteği ile bu sayıları atıyorlar ve bir süre sonra on misli değiştiriyorlar” dedi. CNN sunucusu daha sonra yetkilinin sözünü kesti ve “Harvard’ın sayıları değiştirdiğinin değersiz bir iddia olduğunu… son üç veya dört aydır oldukça tutarlı olduklarını” iddia etti. Aslında CNN yanılıyordu ve yetkili haklıydı (her ne kadar on kat yerine yedi kat artış olsa da).
  17. Ya yanlış negatif sonuçlar? Yani test size COVID bulaşmış olduğunu söylemesi gerektiğinde söylemiyor. COVID-19 testlerinin doğruluğunun sistematik bir incelemesi, tekrar testlerinde pozitif olan negatif RT-PCR testlerine dayanarak %2 ile %29 arasında (%71-98 hassasiyete eşit) yanlış negatif oranları bildirdi. Yanlış bir negatifi bu şekilde tanımlamak mantıksal olarak geçerli değildir (arka arkaya hızlı bir şekilde hem evet hem de hayır diyen bir test hiçbir şey için karar vermede kullanılamaz), ancak bu yine PCR sonuçlarının ne kadar istikrarsız olduğunu gösterir: Rutin olarak tekrarlandığında aynı kişi için farklı yanıtlar verirler.
  18. İsveçli bir doktorun ifadesine göre, “Ertesi gün tüm diğer hastalar gitmişti ve hastaneye gelen tek şey COVID idi. Pratik olarak test edilen herkes, mevcut semptomların ne olduğuna bakılmaksızın COVID olmuştu. İnsanlar burun kanamasıyla geldi ve COVID oldular. Mide ağrısıyla geldiler ve COVID oldular”. Diğer bir deyişle, test sonuçları solunum problemlerine göre seçim yapmaz, ki bu aslında önemli olan şeydir.
  19. İspanyol araştırmacılar Haziran ayında, Barselona’daki kanalizasyondan Mart 2019 ‘da alınan numunenin RT-PCR test sonuçlarının pozitif çıktığını iddia ettiler. Ya bu yanlış bir pozitiftir ya da virüs sahte salgın başlamadan önce bir yıldır dolaşımdadır.

.   .   .

Sonuç Mevcut test seviyeleri, genel anlamdaki düşük seviyeli gerçek vaka sayıları ve COVID test laboratuvarlarındaki çok farklı doğruluk oranları göz önüne alındığında, Ağustos 2020 itibariyle bölgesel COVID salgınları aslında hiç mevcut olmayabilir.